TASARIM


TASARIM İLE İLGİLİ BİLGİLER


GENEL BİLGİLER
- ENDÜSTRIYEL TASARIM NEDIR?
- ENDÜSTRIYEL TASARIMLAR NIÇIN KORUNUR
- ENDÜSTRIYEL TASARIMLAR NASIL KORUNABILIR?
- ENDÜSTRIYEL TASARIMLAR ILE İLGILI HIZMETLERIMIZ

YURT DIŞINDA ENDÜSTRİYEL TASARIM TESCİLİ
- TOPLULUK TASARIMI

- SİSTEMİN UYGULANMASI

- TOPLULUK TASARIMI ÖZELLİKLERİ

GEREKLİ FORM VE BELGELER
» TASARIM MÜŞTERİ BİLGİ VE TALEP FORMU
» ÖZEL VEKALETNAME
» GÖRÜŞ PATENT SÖZLEŞME
» TASARIM DEVİR SÖZLEŞMESİ
» TASARIM LİSANS SÖZLEŞMESİ
» 2004 TASARIM ÜCRET TARİFESİ
» END.TAS.İTİRAZ FORMU ŞABLONU



TASARIM HİKAYELERİ


DOLMAKALEM

Yaklaşık 200 yaşında ve sık sık devri geçti dendi. Bilgisayarlara, daktilolara, tükenmez kalemlere rağmen dolmakalemler geri dönüşlerini kutluyorlar. Bugüne kadar böylesine çok rağbet gördüğüne rastlanmamıştı. Görülüyor ki insanlar, yazmayı yeniden zevk haline getiriyorlar….

1960’lı yıllarda tükenmez kalemler dolmakalemleri gölgede bırakmış, marifetleriyle dolmakalemlerin pabucunu dama atmış gibi görünüyordu. Fakat insanların bilgisayarların, fax makinelerinin yardımıyla iletişim kurmaya başladığı yıllarda yeniden bir Rönesans yaşadı. Milanolu bir dolmakalem tamircisi ve koleksiyoncu Ariberto La Rocca, durumu şöyle açıklıyor : “ Dolmakalemler geçmişten günümüze gelen bir sevgidir. Günümüzde insanlar ihtiyaç duyduklarında başvuracak güvenli şeyler peşindeler. Böyle olunca da dolmakalemler yalnızca yazı gereci olmaktan çıkıyorlar. Onlar, sihirli ve tarihi geçmiş olan şeyler olarak düşünülebilir.

Dolmakalemin kendine özgü bir tarihi vardır. Gerilimli birçok mücadelenin gerçekleştiği, üreticilerin patentleri silah olarak kullandığı bir tarihtir. İnsanlar mürekkeple yazmaya başladığından beri -ki bu 800’lü yıllara denk gelir- iyi yazan ve uzun süre kullanılabilen, aynı zamanda da kolay taşınabilen dayanıklı bir gereç için etkili çözümler aramaya başladılar. Bugüne değin bu arayış güvenli bir mürekkep haznesi bulunan ve yazmaya ihtiyaç duyulduğunda buradan mürekkep salınan optimal dolmakalemlerin ortaya çıkışıyla sonuçlandı. Temiz dolum tekniğine sahip olan bu gereçler aynı zamanda hafif ve dayanıklı malzemeden yapılırlar.

100 yıldan daha fazla bir zaman önce, insanlar divitlerini mürekkep hokkalarına batırdıkları sıralarda, mürekkep haznesini taşıyabilmek için birçok sıkıntılara katlanıyorlardı. İlk kez 1809 yılında mürekkep haznesi kalemin gövdesine bağlı kalemler üretildi. Bu bir sansasyondu, böylece ilk kez kalemler mürekkep hokkalarından ayrı olarak kullanılabilirdi. Yine de bazı zorluklar vardı. Mürekkep haznesinden kimi zaman kontrolsüzce boşalabiliyordu. Bu durum birçok kişiyi özellikle de Amerikalı Louis Edson Waterman’ı rahatsız ediyordu. Waterman bir sigorta temsilcisiydi ve müşterilerinin imzaladıkları kontratların zaman zaman lekelenmesinden rahatsızlık duyuyordu. Waterman’ın biraz fizik bilgisi vardı vr basit ama dahce bir çözüm buldu. Mürekkepi küçük çok ince borular yoluyla kalemin ucuna iletilebilirdi. Bu yolla mürekkep yalnızca yazı yazıldığı zaman sürekli olarak kağıt üzerine akıyordu. Bu tarihten sonra Waterman dolmakalemin babası sayıldı ve 1884 yılında patentini aldığı kalem 100 yıldan daha fazla aktüelliğini korudu. Fakat bu kalem de çıkışından bir süre sonra geliştirilmiştir. Amerikalı bir öğretmen olan George Parker, öğrencilerinin çok ince borulu kaleme rağmen rahatsızlık duyduğunu görünce problemin ne olduğunu inceledi ve buldu. Sorun tazyik denkliği idi. Borulardan mürekkep haznesine hiç hava gitmiyordu. Parker ilave bir boruyla hava irtibatını sağladı. Parker 1888’de patent aldı ve onun dünyaca meşhur kuruluşu için ilk sermayesini sağladı.

Ama hala sorunlar çözülememişti. Dolmakalem kullanmak isteyen bir kişi mürekkep lekeleri tehlikesini göze almalıydı. Zorluklardan biri de kalemlere yeniden mürekkep doldurmaktı. Bir pipet yardımıyla mürekkep hokkasından alınan mürekkep, kalemin haznesine damla damla boşaltılırdı. Dolmakalem üreticileri bu durumdan rahatsızdı ve
Ve çözüm aramaktaydı. Değişikliklerde biri lastikten bir hazneydi. Tıpkı pipet gibi ve mürekkep emmeye yarıyordu. Bu parça dolmakalem tepesine vidalanıyordu ve işi bitince çıkarılıyordu. Waterman, bu lastik hazneyi kalemin dönebilen uç parçasının iç kısmına monte etti. Bu parça bir yöne doğru döndürüldüğünde hazne boşalıyor, aksi yöne döndürüldüğünde içine mürekkebi alıyordu.

Doldurulabilen dolmakalemler böylece 1900 yılında ortaya çıktı; ancak daha gelişmiş bir hal alabilmesi otuz yıl sürdü.

Kalemi tekrar doldurmak pek rahat değildi; İkinci Dünya Savaşı’ında yeni bir problem ortaya çıktı: Cephedeki askerler mürekkepleri bitince ne yapacaklardı? Böylece ortaya yeni bir dolmakalem türü ortaya çıktı. Dolmakalemin savaş versiyonu “kuru mürekkep” ile çalışıyordu. Haznesine bir mürekkep tableti konuyor ve çözmek için su ekleniyordu. Dolmakalemi herkes ve her koşul için kullanılabilir hale getiren, savaş olmuştur. Savaşın üzerinden, henüz on yıl bile geçmeden, mürekkep fişeği diye adlandırılan bu aletin patentini aldı.

Kollekiyoncu Dante Del Veccihio “Dolmakalem mekanik saatlere benzer. Elektronik saatler, mekaniklerin pabucunu dama tacak diye düşünülür, ama onların modası hiçbir zaman geçmez” diyor. “Manhattan” modelini haznesi dünyanın en büyüğü ve beş dolmakalem haznesi büyüklüğüne sahip.

Dolmakalemin hangi maddelerden yapıldığına gelince: Haznesi olmayan ilk dolmakalemler, yüzyıl boyunca tahta, kemik veya sedeften yapılıyordu. Endüstriyel çağ yeni maddeler getirdi; öreğin doğla kauçuktan üretilen ebonit gibi. Ayrıca koyu siyah, renkli ve sert bir madde olan kükürt de kullanılmaya başlandı. Üreticiler kırılması kolay olan eboniti sağlamlaştırmak ve güzelleştirmek için bununla birlikte pirinç, gümüş ve altın süslemeleri de kullanılmaya başladılar.

Klasik dolmakalemler suni boynuz galaitten yapılıyordu. Bu madde sütten elde ediliyordu, kolayca şekle girebiliyordu. Ayrıca zor çalışan ve kolay kırılan bakalit de kullanılıyordu. Zamanla her dolmakalem üreticisi kullandığı maddenin de patentini almaya başladı. Örneğin Parker’in “Permanit”, Schaeffer’in “Radite”si gibi…
Dante Del Veccihio “Yirmili yıllarda nitroselülözden elde edilen selüloid ortaya çıktı” diyor. “Ellili yılların sonuna kadar bu madde 50.000 renkte kullanıldı. Bugün bile selüloit tüm hızıyla kullanılmaya devam ediyor”. Ancak bu maddenin de dezavantajları var. Çok kolay yanabilmesinin yanında hazırlanışı da uzun sürüyor. Selüloid ancak altı ayda kuru hale gelebiliyor.

İkinci Dünya Savaşından sonra suni maddeler çok kullanılmaya başlandı. Kimya harikası sentetik maddeler 800 dereceye sıcaklığa veya yüksek basınca dayanıklı. Modern dolmakalemlerin renkleri ise geniş bir çeşitlilik sunan selüloidden elde ediliyor.
Ucuz ya da pahalı, hangi maddeden yapılmış olursa olsun dolmakalemlerle yazmanın keyfi bambaşka. Sonuç olarak, yazı yazılıan aletin fiyatı ile yazılan şeyin kalitesi arasında bir ilgi bulunmuyor…

Bilim ve Teknik Dergisi
Ararlık, 1996. Sayı, 349.
İlgili link..